Sağlıklı Çocuk Yetiştirmek İçin 5 İpucu

Tebrikler hamilesiniz! Şimdi bebeğinizi sağlıklı bir şekilde büyütme zamanı! Sağlıklı bir bebek yetiştirmenin ilk şartı sağlıklı bir hamilelik geçirmektir. Bebeğinize en iyi başlangıcı yaptırmak icin, vereceğim ilk 5 tavsiyem şunlardır;

1- Mümkün olduğu kadar tüm besinlerle beslenin!

Sağlıklı gelişim için en temel ihtiyaç optimal bir beslenme sistemi geliştirebilmektir.  Bu beslenme tipi düşündüğünüzden çok kolay ve basit bir yaklaşımla beslenmek demektir. Taze besinleri tüketmek, ambalajlı gıdalardan uzak durmak, çok şekerli gıdalar yerine meyveleri tercih etmek, iyi yıkanmış sebzeleri çoğunlukla çiğ yada az pişmiş olarak yemek bu beslenme tipi için en temel uygulamalardır. Tüm gıdaları tüketmek; mineral, vitamin, protein, karbonhidrat, antioksidan, demir gibi tüm yararlı bileşenleri vücudumuza almamızı sağlar. Tabi ki sürekli her sağlık programında söylendiği ve hekimlerin her fırsatta tavsiye ettiği yapay tatlandırıcılı, katkı maddeli, beklemiş, bayatlamış ya da bozulmaması için caba sarf edilmesi gıdalardan uzak durarak. Yediğimiz gıdaların amniyotik sıvıya hemen geçtiğini ve bebeğinizin 16. haftadan itibaren bu sıvıyı yutmaya başladığını biliyor muydunuz? Hamilelik dönemindeki beslenme şeklimizin çocuğumuzun gelecekteki beslenme tercihlerini belirlemede ciddi bir etkisi olduğunu ve bununla ilerleyen dönemlerde deneyip seveceği ya da sevmeyeceği gıdalar arasında bir korelasyon olduğu öngörülüyor.

2- İştahınızın sizi yönlendirmesine izin verin!

Hamilelikte aşerme de denilen, sürekli değişik bir şeyler isteme durumu, aslında vücudun o an için eksiklik hissettiği içeriklerdir. İlk hamileliğinde sürekli et tüketmek isteyen birisinin kan testindeki Demir ve B12 eksikliği, ayni kişinin ikinci hamileliğinde bitter çikolata istemesi ve akabinde krampların başlaması sonucu yapılan testlerde magnezyum ihtiyacı olduğunu göstermiştir. Vücudunuzun sinyallerini dikkate alın. Fakat bu sinyaller 9 ay boyunca size tatlı yeme isteği uyandırıyor ve bu istek sürekli artıyorsa belki de asıl neden düşündüğünüzden çok farklı olabilir. Bu nedenle her isteginizi; kendiniz de tartıp bunun başka nedenlerin de olabileceğini ön görmelisiniz. Aşırı isteklerinizi de mutlaka doktorunuza danışıp, yönlendirmelerini dikkate almalısınız.

3- İhtiyaç duyduğunuzda dinlenin!

Vücudunuzu dinleyin ve vücudunuza saygı duyun. Yorgunluk ve dinlenme sinyalleri veriyorsa, kendinizi zorlamayın. Dinlenin! Yoğun bir tempoda çalışan ya da etrafta sizden beklentisi olan bir yığın insan varsa bile; öncelik içinizde ki o minik insan! Yavaşlamanızı istiyorsa, yavaşlayın! Bu özellikle ilk ve üçüncü trimester için çok önemlidir. Özellikle ilk trimester için yorgunluk beklenmedik anda ve her zaman kolaylıkla yaptığımız bir çok şey sonrası gelebilir. Bu konuda pazarlık yapmadan dinlenmelisiniz ki; bu esnada vücudunuz biyolojik fonksiyonlarını daha rahat gerçekleştirebilsin.

4- Bebeğinize bağlanın!

Zamanınızın çoğunu sakin ve stresten uzak bir şekilde geçirip: bebeğinizle bağınızı güçlendirin. İçinizde büyüdüğü icin gurur duyun, sizin bir parçanız olduğunu, ayni şeyleri hissettiğini ve düşündüğünü hissedin ve buna göre davranın. Üzülmeyin, kırılmayın, umutsuzluğa kapılmayın; gülün, eğlenin ve bu durumun keyfini çıkarın!

5- Mikrobiyomunuzu koruyun!

Son olarak; bebeğinize mümkün olan en iyi başlangıcı vermenin önemli bir yolu da vücut ekosisteminizi korumaktır. Yaklaşık olarak vücudunuzun  %90’ı siz değilsiniz! Mikroorganizmalar, bakteriler,mantarlar…ve bu iyi bir şey! Mikrobiyom popülasyonun senin ve bebeğin için çok önemli. Mikrobiyom dengemizin dağılımı; ‘obezite, psikolojik bozukluklar, alerji, akne, alerji, astım, otoimmun hastalıklar, gastrit, kanser, depresyon’ gibi sağlık koşullarımız ile bağlantılıdır. Normal doğum ise sağlıklı mikrobiyom yapımızın temel dayanağıdır. Sağlıklı mikrobiyom yapınızı doğal besin tüketerek ve antibiyotiklerden uzak durarak destekleyin. Özellikle antibiyotik takviyesiyle yetiştirilmiş tavukları ve büyükbaş hayvanları tüketmekten uzak durun. Ve normal doğumu planlayın. Bebeğinin normal doğum sırasında rahim yolundan geçmesi, sağlıklı mikrobiyom ile ilk aşılanmasıdır ve kendi bakteriyel ekosisteminin ilk kuruluşudur.

Bu tavsiyelere uymanız anne karnındaki miniğiniz için ilk sağlıklı adımları atmanızı sağlayacak; doğumda ve ileriki yıllarda sağlıklı büyümesini destekleyecektir. Ayrıca bebeğiniz size bunun için ileride mutlaka teşekkür edecek!

Bebek Beşiği Seçimi Nasıl Olmalıdır?

Bebek Beşiği Seçimi

Bebeğinizin sağlıklı ve konforlu bir şekilde uyuyabilmesi için bebek beşiği seçimine büyük bir titizlikle yaklaşmanız gerekiyor. Bebeğiniz dünyaya geldikten sonraki ilk 4-6 ay kendi odasında uyuyamayacağı için onu odanıza yerleştireceğiniz beşikte misafir etmelisiniz. Bu noktada anne ve babaların aklına ilk olarak “bebek beşiği nasıl olmalı, bebek beşiği alırken nelere dikkat etmeliyim, konforlu bir bebek beşiğinin olmazsa olmaz özellikleri nelerdir?” gibi sorular geliyor.

Yetersiz araştırmalar sonucunda alınan bebek beşikleri bebeğinizin sağlıklı bir şekilde uyumasını engelleyecektir. Dolayısıyla sizin de uykularınız bölünecektir. Ailenin düzenli bir şekilde uyuyabilmesinin en önemli koşullarından bir tanesi doğru bebek beşiği seçimidir. Bu noktada aşağıda vereceğimiz püf noktalar sayesinde bebek beşiği seçiminizi başarıyla gerçekleştirebilirsiniz.

Bebek Beşiği Seçiminde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Bebek beşiği seçimi için araştırmalarınıza başlamadan önce ilk olarak planlamanızı yapmanız gerekmektedir. Şöyle ki; bebek odanızın özelliklerini, bütçenizi ve sizin için olmazsa olmaz özellikleri göz önünde bulundurarak yol haritanızı çizerek işe başlayabilirsiniz.

Güvenlik

Tüm anne ve babalar bebeklerinin güvenilir bir ortam uyumalarını ister. O yüzden bebek beşiği seçimindeki en önemli konulardan bir tanesi tercih edeceğiniz beşiğin güvenli olmasıdır.  Bebek beşiğinin güvenlik standartlarına uygun olması gerekmektedir. Beşiğinizin korkuluklarının aralarının çok geniş olmamasına özen göstermelisiniz. Kaliteli malzemeden üretilen ve sağlam bir şekilde konumlandırılarak devrilme riski olmayan bebek beşiklerini tercih etmenizi öneriyoruz.

Hafif Malzeme Kullanımı

Bebek beşiği seçiminizdeki en önemli unsurlardan bir tanesi de tercih edeceğiniz ürünün taşınabilir olmasıdır. Tercih edeceğiniz beşikte hafif malzeme kullanılmış olması, ayaklarının tekerlekli olması ve katlanabilir bir dizayna sahip olması son derece önemlidir.

Kullanılan Malzeme İçeriği

Satın almayı düşündüğünüz bebek beşiğinin üretiminde hangi malzemelerin kullanıldığına dikkat etmelisiniz. Beşikte metal parçaların bulunmamasına özen göstermelisiniz. Bebeğin sağlığına zarar verecek herhangi bir malzemenin bulunmadığından emin olunmalıdır.

Parmaklık Arası Genişlik

Bebeğinizin güvenliği için beşiğin parmaklık aralıkları bebeğinizin elinin, parmaklarının veya ayaklarının sıkışmayacağı genişlikte olmalıdır.

Parmaklık Yüksekliği

Bebeğinizin beşikten düşmesini engellemek için parmaklık yüksekliklerinin minimum 60 cm olması gerekmektedir.

Yukarıda bahsedilen maddelerin yanı sıra beşiğinizi satın aldıktan sonra içerisinde herhangi bir oyuncak veya eşya bırakmamaya özen göstermelisiniz. Beşiğin içi ne kadar boş ve ferah olursa bebeğiniz o kadar güvenli ve sağlıklı bir uyku uyuyacaktır. Beşik seçiminizi gerçekleştirirken çekmecesi bulunan beşikleri de tercih edebilirsiniz.

Doğuma Az Kaldı Neler Almalıyım?

“Doğuma az kaldı neler almalıyım?” diyorsanız aşağıda vereceğimiz bilgileri göz önünde bulundurarak doğum öncesi ihtiyaç listenizi kolaylıkla oluşturabilirsiniz. Doğuma sayılı zamanlar kala tüm ebeveynler büyük bir telaş içerisinde bebeği ve kendisi için gerekli olan eşyaları hazırlamaya başlar. Anne adayları bu zaman içerisinde zaten oldukça stresli olacağı için birçok şeyi unutabilirler. Bizler, bu yazımızda doğum öncesinde mutlaka almanız gereken ürünlerden bahsedeceğiz.

Bebeğinizi kucağınıza alacağınız günü sabırsızlıkla bekliyorsunuz. Bir yandan da onun için alışveriş yaparak hiçbir eksiği kalmaması için uğraşıyorsunuz. Biberonlar, zıbınlar, tulumlar, havlular… Tüm bunları aklınızda tutmanız zor olacağı için aşağıda vereceğimiz liste sayesinde hayatınızı kolaylaştırabilirsiniz.

İşte doğum öncesi mutlaka almanız gereken ürünler…

Hastane çıkış seti: Zıbından önlüğe, eldivenden şapkaya kadar bebeğinizin ihtiyaç duyacağı her şey tek bir paket içinde toplanıyor.

Body: Mevsime göre tercih edeceğiniz uzun kollu, yarım kollu veya kolsuz bodylerden birkaç adet alabilirsiniz.

Tulum: Bebeğinizin üşümesini engelleyen tulumlar son derece kullanışlı ürünler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Pijama: Bebeğinizin cildiyle uyumlu, yumuşak pijamalardan 3-4 adet bulundurabilirsiniz.

Önlük: Leke tutmayan veya kolay temizlenebilir bebek önlüklerini tercih edebilirsiniz.

Çorap, patik: Bebeğinizin ayaklarını sıcak tutmak için 5-6 çift çorap ve patik almalısınız.

Bebek şapkası: Pamuklu bebek şapkaları mutlaka alınması gereken ürünler arasında yer almaktadır.

Bebek bakım ve temizlik ürünleri: Bebeğinizin hassas cildini temiz ve sağlıklı bir şekilde koruyabilmek için ıslak mendil, temizleme havlusu, alt değiştirme örtüsü, steril yara bantları, güneş koruyucu krem, bebek eldiveni, bebek çorabı, göbek bağı bandı, burun aspiratörü, tarak, tırnak makası, dişlik, emzik kutusu ve yalancı emzik gibi ürünleri doğum öncesinde mutlaka hazırlamalısınız.

Banyo Ürünleri: Bebeğinizin sağlıklı bir şekilde banyo yapabilmesi için başlıklı bebek bornozu, banyo süngeri, bebek şampuanı, bebek losyonu, pişik kremi, bebek küveti ve bebek filesi gibi ürünleri ihtiyaç listenize ekleyebilirsiniz.

Beslenme Ürünleri: Biberon, biberon ısıtıcısı, emzik, diş kaşıyıcı, emzirme minderi, mama sandalyesi, mama tabağı ve mama kaşığı gibi ürünler mutlaka alınması gereken beslenme ürünleri arasında yer alıyor.

Bebek Odası: Bebek beşiği, nevresimi, yastığı, yatağı, uyku seti, cibinlik ve battaniye gibi ürünler bebeğinizin odası için gerekli olan ürünlerdir.

Seyahat İhtiyaçları: Oto koltuğu, kanguru, bebek arabası gibi ürünler seyahatlerinizdeki en büyük yardımcılarınızdır.

Oto Koltuğu Seçerken Nelere Dikkat Etmeli

Oto Koltuğu Seçerken Nelere Dikkat Etmeli

Ülkemizde, oto koltuğu kullanımı, 2010 yılında yasalaşmış ve zorunlu hale getirilmiştir. Fakat ne yazık ki günümüzde hala oto koltuğu kullanmayan ve bunu bir risk olarak görmeyen aileler mevcut. Bu sebeple, zaman zaman, oto koltuksuz oldukları için yaşamlarını yitiren çocukların haberlerini hala okuyoruz… Aslında olması gereken,  aynen uçaktaki gibi; ‘seyir halindeyken çocuğun oto koltuğunda kemerleri bağlı olarak bulunması.’ Hep demez miyiz, araba trafiği uçaktan bin kat daha tehlikeli diye? Öyleyse, bu güvenlik mekanizmasını arabada neden hala reddediyor bazılarımız?

Peki, iyi ve güvenli bir oto koltuğu seçmek için nelere dikkat etmek gerekir?

Oto koltuğu seçimini yaparken, güvenlik testlerinden geçmiş bir markayı seçmek önemlidir. Piyasadaki birçok iyi marka bu konudaki testlerini başarıyla tamamlamıştır. İşte bu noktada, başka kriterler devreye girer.

Bir oto koltuğunun, ileri seviyede güvenli olması için en önemli özellik, isofixli olmasıdır. Bunun dışında, 5 noktadan bağlı emniyet kemerinin olması da zorunludur. Yandan gelecek darbelere karşı, dışarıdan “U” şeklinde bir yastık olarak gördüğümüz, aslında güvenlik için çok gerekli olan baş desteğinin olması çok önemlidir. Bunun, bebeğin boyuna uygun olarak kademeli bir şekilde ayarlanması, ciddi önem taşır.

Koltuğun hafif bir eğim alabiliyor olması, seyahatlerdeki konfor ve uyku saatlerindeki rahatlık açısından çok önemlidir. Kullanılan kumaşın kalitesinin önemi ise tartışılmazdır… Uyku sırasında terleme yapmayacak bir kumaş seçimine gitmek veya araba koltuğuna sentetik olmayan bir kumaştan kılıf almak faydalı olacaktır. Çünkü çocuğun koltuğa oturmayı reddetmemesi için, konforunun da düşünülmesi gerekir.

Koltuğun eğimli bir pozisyonuna, tek elle ve hareketle geçirilebilir olması, ciddi anlamda önemli bir özelliktir. Tek başına araba kullanırken, arka koltukta uykuya dalan çocuğu biraz daha eğik bir pozisyona getirmek için, dörtlüleri yakıp arabayı sağa çekmek zorunda kalınmayacak bir model seçimine gitmiş olmak, ileride faydası görülecek bir özelliktir.. Zira, bir anne ve babanın en çok elinin ayağına girdiği anlar, bu anlardır.

Özet olarak, oto koltuğu seçerken güvenlik testlerinden geçmiş ipekbaby adresinden  rahatça elde edebilirsiniz.

İşaret Dilinin IQ’ya Etkisi

Bebeğin, bilişsel gelişim, beyin ve dil gelişimi de dahil olmak üzere bebek işaret dili uygulamasından özellikle fayda görür. Karşılaştırmalı araştırmalarda işaret dili kullanan bebeklerin kullanmayanlara göre, beynin her iki hemisferinde de daha fazla aktivite olduğu gözlemlenmiştir. Bu durum sadece dil bölgesinin değil, görsel ve motor (hareket ile ilgili) bölgelerin de faaliyet ve gelişim göstermesi şeklinde açıklanmaktadır.

İşaret dilini kullanan bebeklerin daha erken konuştukları da tespit edilmiştir. İşaret dili, işitme ve konuşma güçlüğü çekenlerin aracı olarak bilindiği için midir ya da konuşmak için duyulan ihtiyacı azaltarak konuşmayı geciktireceği gibi bir şehir efsanesi dolaştığı için midir bilinmez ama bu çok değerli gelişim aracı hep göz ardı edilmiştir. Eğer sizi bu konuda durdurmaya çalışan olursa, onlara emeklemekten bahsedin, hiçbir bebek emeklediği için yürümemezlik etmiyor, zamanı gelince o sihirli adımı atıyor. Arada emeklemenin kendilerine verdiği özgürlük, güven duygusunu tadıp farklı oyunlar oynayabilmenin keyfini çıkarıyorlar. Bebek işaret dili de aynen emekleme gibi gelişimin mihenk taşlarından birisidir.

Eğer bebeğinizle üç yollu iletişim kurarsanız-hem işaret kullanılır hem de aynı zamanda konuşursanız- bebeğiniz sizi duyacak (işitsel-uyarı) yaptığınız işaretlesek biri görecek (görsel uyarı) hareketi nasıl oluştuğunuz izleyerek kendi yapmaya çalışacaktır.

Bebek işaret dilinin başka önemli faydası ise beyin gelişimine etkisinin yabancı bir dil öğrenmeye benziyor olmasıdır. Bebeğinize bebek işaret dili öğrenmekle, beyninin dil öğrenimi ile ilgili bölümlerini de uyarmış ve ömür boyu faydalanabileceği şekilde geliştirmiş olacaksınız. Eğer zaten çok dil kullanan bir aile iseniz bu durumda da farklı dilleri kullanırken, aynı anlamlı kelimeler için aynı işaretleri kullanmanız, bebeğinizin bu dilleri anlamlandırma hususundaki bağlantıyı çok daha çabuk ve kolay kurabilmesini sağlayacaktır. Uzun dönemli araştırmaların sonuçlarına göre bebek işaret dili kullanırsanız bebeğiniz:

  • 8 ay civarında bazı düşünce ve isteklerini size iletebilecektir.
  • Daha erken konuşacaktır.
  • Daha geniş bir kelime dağarcığına sahip olacaktır.
  • Kitapları sevecek ve okumaya daha fazla ilgi gösterecektir.
  • Daha yüksek bir IQ’ya sahip olacaktır.

Bebeğimin Uyku Saati Nasıl Olmalı?

Çocuklar çok farklı nedenlerle iyi uyuyamayabilirler. Bu, uyku apnesi veya huzursuz bacak sendromu gibi tıbbi sorunlardan kaynaklanabildiği gibi stres veya anksiyete gibi davranışsal bazı nedenler yüzünden de yaşanabilir. Ancak iyi bir uykunun önündeki en büyük engelin yaşam biçimi olduğunu rahatça söyleyebiliriz.

Ne kadar uyku yeterlidir?
Aşağıdaki tablo, çocuklar için her gün tavsiye edilen ortalama uyku saatlerini, gündüz uykularını da hesaba katarak göstermektedir. Çocukların, 4 yaşından itibaren uyku gereksinimlerinin tamamını, gece uykularından karşılamaları gerekir.

1 aylık bebekler 8,5 saat gece uykusu; 7,5 saat gündüz uykusu uyur. Bir yaşında gece uykusu 11 saat olur; gündüz uykusu 2,5 saate iner. 4 yaşında ise gündüz uykuları biter.

Yaşam biçimi
Her beş çocuktan biri, her gece, gereksinimleri olandan iki-beş saat arası daha az uyuyor. Bunun en temel sebeplerinden biri, çocukların geç saatlere kadar ayakta kalmalarıdır. Bu da odalarında bilgisayar oyunları oynamaları, televizyon seyretmeleri ve dolayısıyla da teknoloji tarafından aşırı uyarılmalarından kaynaklanmaktadır.

Yatma zamanı rutini
Küçük çocukların çoğunluğu, yatmaya gitmek istemez veya uyku saati geldiğinde odalarında otururlar. Bazı çocuklarsa ancak büyük bir tartışmanın arkasından yataklarına girerler. Bu durum genel olarak “yatma zamanına direnme” olarak bilinir ve anne babaların yüz yüze geldikleri en zor ve yaygın sorunlardan biridir. Sonuç olarak, anne babaların çoğunluğu ipin ucunu bırakırlar ve çocukların kendi uyku zamanlarını kendilerinin belirlemelerine veya televizyon karşısında uyumalarına izin verirler. Bu durum, anne babalar için anlaşılabilir ve fazla sorun çıkarmayan bir yaklaşım olsa da, tutarsız veya hiç oluşturulmamış bir yatma zamanı rutini, gerçekte işleri daha da içinden çıkılmaz bir hale getirir. Kendi uyku saatlerini kendi belirleyen çocuklar çok nadiren doğru zamanda yatmaya giderler. Bu da, onların çok geç uyudukları, yeterince uykularını alamadıkları ve gün boyunca kendilerini bitkin hissetmeleri anlamına gelir.

Bebekler’de Eğitim İster!

Bebekler bir şey anlamaz diye düşünmeyin. Doğduğu günden itibaren bebek her gün yeni şeyler öğrenir. Yeni kişiler ve nesneler tanır. Sesleri ayırt eder. Kendisi tekrarlar yapar. Bebeğiniz öğrenmeye öncelikle kendi vücudunu tanımakla başlar. Ellerine, ayaklarına bakar, dokunur, ağzına götürür. İlk aylarda anneyi ve annenin memesini kendi vücudunun bir parçası olarak algılar. Ayrımı yavaş yavaş yapmaya başlar. Çocuğunuzun ilk aylarını önemseyin. Onun gelişim potansiyelini araştırmasında yardımcı olun.

0-6 Aylık Bebeklerle Neler Yapabilirsiniz: 

Bebeğin dış dünyayla olan ilgisini geliştirin. Duyularını keşfetmesini sağlayın. Ufak bir ayna ile ışık oyunları yapabilirsiniz. Işığı fark ediyor mu? Işığı takip ediyor mu? Önce göz takibi, sonra başıyla izleyebiliyor mu? Işığı her izlemesinde mutlu olduğunuzu, sevindiğinizi ona anlatın. Bebek masajı yaparak onun kendine güveninin gelişmesini, kendini emniyette hissetmesini ve başkalarıyla duygusal bağlar kurmasını sağlayın. Böylece bebeğinizin nelerden hoşlandığını bilir ve onu daha iyi tanırsınız. Ağladığında sizin bildiğiniz hoşlandığı davranışları yaparak onu susturabilir ve eğlendirebilirsiniz. Göz teması kurarak yapılan masaj çok değerli olacaktır. Siz masaj yaparken hem ona dokunarak vücudunu doyururken hem de göz teması (kontağı) kurarak ruhunu da doyurmuş olursunuz.

6-12 Aylık Bebeklerle Neler Yapabilirsiniz: 

Bebeğiniz sizinle birlikte oyunlar oynayarak sebep sonuç ilişkilerini kavrayacaktır. Bebeğinizin yaratıcılığını arttırıcı yeni girişimlerde bulunmasını destekleyerek onun öğrenmesini ve beceriler geliştirmesini sağlayabilirsiniz. Farkındalık yaratma, keşfetmesini sağlamak çok önemlidir. Bu konuda sık ve tekrarlayıcı uygulamalar yapmak öğrenmenin ve duygusal doyumun artmasını sağlayacaktır.

12-16 Aylık Bebeklerle Ne Tür oyunlar Oynayabilirsiniz :
Artık ikili olarak oyunlar kurabilirsiniz. Bebeğiniz ile birlikte oyun alanındaki oyuncakları, aletleri bu aylarda rahatlıkla kullanabilirsiniz. Topu tut ve at oyunu en sevdikleri oyundur. Saatlerce hiç bıkmadan usanmadan oynayabilecekleri bir oyundur. Artık o sizin bulmanınız için oyuncaklarını saklayabilir. Siz oyuncağı bulun ve sevinin. Ama hemen bulmayın, bir süre arayın. Arama süresini bebeğinizin beklentisine göre ayarlayın. İpin ucundaki bir oyuncağı çekip sürüklemek, yürütmek onun bu aylarda çok hoşuna gidecektir. İpinden tutup çekilebilen tekerlekli arabalar veya hayvanlar bu yaşta seçilmesi gereken oyuncaklardandır. Örneğin yürürken başını veya kuyruğunu sallayan bir köpek çok heyecan verici olabilir.

Bebekler oynadıkça istedikleri, hissettikleri ve düşündükleri şeyleri ifade edebilme becerisi kazanırlar, sosyalleşirler. Siz onun her defasında yeni bir denge, koordinasyon duygusu geliştirmesini izlersiniz. Bu aylarda bebeğiniz artık diğer bebeklerle ve çocuklarla birlikte oyunlar oynamaya başlar. Tam anlamıyla oyuncaklarını paylaşmasa da onları verip alabilir. Bu aylarda yanına gelen çocukları fark eder ve sevinç tepkisi gösterir. Çocuk gidecekken gitmesin diye ağlar. Ondan kesinlikle oyuncaklarını vermesini veya paylaşmasını istemeyin. Birlikte oyun, evcilik,öğretmencilik 3 yaşında devreye girecektir, Bu konuda aceleci olmayınız.

16-24 Aylarda Bebeklerle Nasıl Oyunlar Oynayabilirsiniz: 

Bu 1-2 yaş aralığıdır. Bu dönemde bilişsel, fiziksel ve sosyal gelişim hızlı olarak devam etmektedir. Fiziksel hareket bu dönemde tam anlamıyla devreye girmiştir. Takla atma, koşma, zıplama rahattır. Artık düşme korkusu tamamıyla kaybolmuştur. Artık konuşma ve kelime haznesinin zenginleşmesi için sözlü oyunlar oynamalısınız. İstenilen komutu almak ve uygulamak, zorlukları başarmak, yaptığını size göstermekten zevk almak artık istenilen yaklaşımlardır. Bu dönem ona pek çok şey öğretebildiğiniz bir dönemdir. Sizi taklit eder. Hızlı öğrenir. Sesli onaylanmak ister. Çiş alışkanlığı kazandırma da bu aylarda olacaktır. Onunla artık saklambaç gibi oyunlar oynayabilirsiniz.

Bu dönem karıştırıcılık, meraklılık dönemidir. Her şeyi, her yeri karıştırmak ister. Eline almak, tutmak, bakmak ister. Pek çok şeyi atar. Sesini dinlerler, bu bir öğrenme sürecidir. Sakın bu dönemde sizi kızdırdığını düşünmeyin. Oyuncaklarını bırakıp çatal, kaşıklarla oynamayı seçebilir. Dönem inatçılık dönemidir. Bazen inat eder, kendi söylediklerinin ve isteklerinin kabul edilmesini ister. Bu durum sizi paniğe sokmamalıdır. Oyun konusunda hiç itiraz etmez. Gerekli olan fazla oyuncak değil, yaşına uygun olan oyuncaklardır.

Anne Bebek Jimnastiği 

Bebeklik döneminde bebekler gaz sorunu yaşadıkları için onlara sık sık masaj yapmak, jimnastik yaptırmak uygun olmaktadır. Masajla jimnastiği birleştirebilirsiniz. Bu çalışmaları yaparken konuşun, göz teması kurun, ona güzel sözler söyleyin. Anne ile bebeğin iyi bir bağ kurması anlamına gelen bu tür çalışmalar bebeğin duygusal gelişimi ve kendine güveni açısından çok önemlidir. Yoga bazlı bir çalışmada hem bebek hem anne için dinlendirici ve canlandırıcı olacaktır.

Serbest Oyun 
Evinizin içinde bebeğiniz için minderlerden yükseltiler oluşturun. Oyuncaklar onun kaldırabileceği kadar hafif ve renkli olmalıdır.Tırmanma minderleri zevkli olabilir. Ona rahatlıkla yaralanmadan, bir yerini acıtma korkusu olmadan düşebileceği bir ortam yaratmalısınız. Eğer oyuncaklarıyla rahat rahat oynuyorsa onu kendi haline bırakabilirsiniz. Onunla konuşurken yüksek ses tonu kullanmamalısınız.

Bebeklerle Resim 
Bebeklerinizin resim yapması iki yaş civarında olur. Daha ufak yaşlarda da annenin yardımıyla el boyası gibi resim çalışmaları yapılabilir. Çocuğunuz resim yaparken onun adına renkleri seçmeyin. Onun seçtiği renkler size göre uygun değilse bile değiştirmeye çalışmayın. Kırmızı at, mavi adam gibi.

Müzik 
Her bebek müzik duyunca sallanmaya, oynamaya, vücudunu oynatmaya başlar. Bebeklerde ritim duygusu önemlidir. Ritim, vuruş, tempo, melodi gibi müziğin temel kavramları bebeğe tanıştırılabilir.

 

Bebeğinizin Ağlama Dillini Öğrenebilirsiniz

Ağlamak, bir bebek için her şeyi anlatmanın yoludur; açlığının, uykusuzluğunun, yorgunluğun… Yani bebekler için pek çok nedenin bir ortak sonucu vardır; ağlamak!

Annelerin ilk aylarda en çaresiz kaldıkları durum, ağlayan bebektir. Neden ağladığını anlayamayan anneler, aklına gelen bütün ihtimallere karşı ellerinden geleni yaparlar; beslemeye çalışırlar, altına bakarlar, kucaklarına alırlar, okşarlar, ninniler söylerler… Ama bazen bütün ihtimalleri yok sayan bebek ağlamaya devam eder… Bu gibi durumlarda, aklınızdan şunu çıkarmayın; her ağlama, ihtiyaçtan değildir. Yapılan araştırmalar da görülmüş ki, her 5 bebekten 4’ü günde 15 dakika ile 1 saat arasında nedensiz ağlayabilirler. Özellikle akşam saatlerinde daha çok ağlarlar. Tahminen akşam saatlerinde ailenin bir araya gelmesi, toparlanması ve ev içi düzenlemelerin yapılmasına tepki göstermektedir. Ya da günün yorgunluğunu ağlayarak ifade etmektedir. Ayrıca gün içinde biriken stresi de deşarj etmek için ağlarlar. Nedensiz bu ağlamaları yaşaya yaşaya bebeğinizin ses tonundan sorununun ne olduğunu anlamanız mümkün olacaktır.

Ancak bebeğiniz ağladığında, yine de, ağlama nedenlerini bir bir değerlendirin: Aç mı, uykusuz mu, altı kirli mi ya da kabız da kaka mı yapmaya çalışıyor,  gazı mı var, üşüdü mü veya tam tersi üzeri mi kalın geldi, yoksa yanında sizi mi hissetmek istiyor?  Hangi durumda nasıl ağladığına dikkat etmişseniz, nedeni anlamakta zorluk çekmezsiniz. Ancak henüz yeni bir anneyseniz ve bebeklerin ağlama dili hakkında bilginiz yoksa paniklemeden, dikkat ederek, bebeğinizi gözlemleyin.

Ağlama Nedenleri

Açlık: Açlık bir bebek için en önemli ağlama nedenidir. Bebekler emmek için beklemeyi bilmez. Onun için ağlayan bebeğinizin tam beslenip beslenmediğine dikkat edin. Ancak her ağlamanın beslenmek istediği anlamına gelmediğini bilmelisiniz.  Özellikle ilk kez anne olan ve emziren annelerin sık yaptığı hatalardan biri, ne kadar emdiğini bilmediği için bebeğin yeterli beslenmediğini düşünmesidir. Bebek, ayda ortalama 600-800 gr alıyorsa, yeterli anne sütü alıyor demektir. Eğer lohusalık dönemindeyseniz, bebeğinizin en fazla bir öğünde 30-60 cc süt içtiğini bilmelisiniz. Zaten karnı tok olan bir bebek, diliyle memenin ucunu iterek, tok olduğunu belli eder. Bebekler belli geçiş dönemlerinde büyümesine bağlı olarak daha daha sık emmek isterler ve dolayısıyla ağlayarak bunu belirtebilirler. Özellikle 2 haftalık, 6 haftalık, 3 aylık dönemde beslenmek istediğini anlatmak için daha sık ağlaması doğaldır.

Gaz Sancısı: Gaz sancısı ya da diğer adıyla kolik, herhangi bir sağlık sorunu olmamasına rağmen, bebeğin duyduğu ağrılara verilen isimdir. Hemen hemen her 100 bebekten 20’sinde kolik görülür. Elbette ağrı çeken bebeğin bunu ifade etmesi ise, ancak ağlayarak olur. Üstelik tipik kolikte ağladığı saatler çoğu zaman akşam saatlerine denk gelir. Kolikli bebeklerin günde ortalama 3 saatten fazla ağladığı biliniyor. Koliğin, bebek 2 haftalık olduğunda başladığı, 4. haftada şiddetlendiği, 3. ayda genellikle kaybolduğunu söylemek mümkün. Ancak bazı bebeklerde bu durum 9. aya kadar sürebilir. Peki bebeği bu kadar ağlatan koliğin nedeni ne? Henüz bilinmiyor. Çeşitli teoriler olsa da, ispatlanmış değil. Ancak şunu bilmenizde yarar var: Sizin tutumunuzla bir ilgisi yok. O nedenle boşuna endişe etmeyin. Eğer sağlık kontrollerinden içiniz rahat çıkıyorsanız, telaşlanmayın! Bebeğiniz bu durumu diğer bebekler gibi atlatacaktır ama biraz fazla ağlayarak! Ancak koliği azaltacak bazı önlemler var; yediğiniz gaz yapıcı yiyeceklere dikkat edebilir, baharatlı gıdalar yemek ile çay kahve içmeye 3-4 gün ara verebilirsiniz. Eğer çocukta kolik ağrılarının azaldığını fark ediyorsanız, yiyeceklere karşı daha dikkatli olabilirsiniz.

Altı kirlendiğinde: Bebeklerin cildi hassastır, bir yetişkine benzemez. Dolayısıyla altının kirli ve havasız kalması, idrarla temas eden cildini tahriş eder. Bu cilt tahribatı bebeğin huzursuz olmasına ve ağlamasına neden olur. Bu nedenle bebeğinizin altını sık sık kontrol etmelisiniz.

Isı değişiklikleri: Bebekler sıcak ve soğuk ortamdan rahatsız olurlar. Onun için bebeğinizin oda ısısına ve giysilerine dikkat etmelisiniz. Oda için uygun ısı 18-22 derece arasıdır. Normal sıcaklıktaki odada ise, kat kat giydirmemeye dikkat etmelisiniz. Zıbın ya da bodynin üstüne pamuklu bir tulum ve yelek ideal bir giyimdir. Oysa pek çok anne, bebeği üşütme korkusuyla bebeklerini kat kat giydirmeyi tercih eder. Unutmayın ki, bebekler de bizim gibi, değişen sıcaklık karşısında belli bir dereceye kadar uyum gösterebilirler. Aksine çok giydirilen bebek, fazla sıcaktan bunalabilir. Bebeğin üşüyüp üşümediğini merak eden annelere pratik bir önerimiz var; işaret ve orta parmağınızı sırtına ve göğsüne dokundurun, eğer ılıklık hissediyorsanız, bebeğiniz üşümüyordur. Ayrıca anneler bebeğin ellerinin üşüdüğünü düşünerek eldiven giydirirler. Oysa bebeklerin parmak uçları çok küçük ve burayı besleyip ısıtan kılcal damar dolaşımı da çok zayıf olduğu için el ve ayakları zor ısınır. Bunun için siz eldivenlerden uzak durun. Çünkü eldiven nedeniyle hava almayan bebeğinizin elleri, nemlenerek mikro organizmaların üremesi için ortam oluşturur.

Yalnızlık duygusu: Bebekler de yalnızlık çeker. Daha anne karnında etrafındaki kişilerin seslerini duymaya alışan bebek, doğduktan sonra zaman zaman aynı sesleri duymak ister. Ağlamasının bir nedeni de, duyduğu yalnızlığa karşı, anne gibi, gerek sesi gerek dokunuşuyla kendisine güven hissi verecek birini yanında bulmak ihtiyacıdır. Ancak bazı anne babalar bebeklerini uyanık olduğu saatlerde sık sık kucağına alırlar. Halk arasında ‘kucağına alışmak’ deyimiyle ifade edilen bu durumda, bebek uyanır uyanmaz ağlamaya başlar; ta ki, annesi onu kucağına alana dek. Bu durum özellikle anneler için çok yorucudur. İşte bu nedenle bebeğinizi, kucağa alıştırmamaya dikkat etmelisiniz.

Hangi Durumda Nasıl Ağlar?

Acıkırsa: Ses tonu düşer ve yükselir, kısa kısa ağlar. Parmaklarını emer, yanaklarına vurur. Emmeye başladığında ağlaması durur.

Sancı çekiyorsa: Feryat eder, keskin ağlar, ağlarken uzun aralıklar nefes alır, ağlarken çığlık atar. Bacaklarını kendine çekebilir.

Sıkılıyorsa: Ses tonunun yankı yaptığını fark edersiniz. Arada mırıldanır. Özellikle birinin yakın ilgisini ister ve kucağa alıncaya kadar ağlamaya devam eder.

Yorgunsa: Yorgun bebekler uyumak ister. Uyuyuncaya kadar yumuşak tonda, şarkı söylercesine ritmik şekilde ağlar.

Bebeklerde Gaz Sancısı Nasıl Giderilir?

Gaz sancısı ya da infantil kolik bebeklerde 2-3 haftalıkken başlayıp üçüncü ayına kadar devam eden, genelde belli saatlerde (özellikle akşam babanın işten gelme saati) başlayıp birkaç saat süren ıkınma, inleme, sık emmek isteme veya şiddetli ağlama nöbetleri ile karakterize bir dönemdir. Bu durum bebeğinizin normal gelişim sürecinin bir parçasıdır, bir hastalık değildir. Bu duruma önceden hazırlıklı olmanızda ve bunu baştan kabullenmenizde fayda var. Çünkü siz ne kadar panik yaparsanız, bebeğiniz de sizden o kadar etkilenebilir. Bu duruma hazırlanmanın en önemli aşaması öncesinde bebeğinizin beslenme düzenini sağlamaktır. Normalde bebekler 2-3 saat aralıklarla her iki memeyi de 10-20 dakika kadar emerler. Bir memeyi emmeyi hemen tamamlamayabilir. Bu yüzden beslenme sürecini yaklaşık 1 saatlik döneme yayarak arada gazını çıkarıp bakımını sağladıktan sonra beslenme tamamlanmalıdır. Bu bir saatlik süreç etkin olarak kullanıldığında bebeğiniz sonrasında 2-3 saat kadar uyuyacaktır. Düzenini gaz sancısı döneminde de mümkün olduğunca bozmayın, sürekli emzirdikçe bebeğinizin kusması artabilir ve midesi sürekli dolu olduğu için rahat yatamaz. Anneler bu dönemde bebeklerinin kucağa alıştığını ifade ederler. Bunun temel nedeni bebeğin rahat yatamamasıdır (Hem midesi dolu olduğu, reflüsü olduğu için hem de karında gerginlik ve şişkinlik nedeni ile).

KUCAĞINIZDA PIŞPIŞLAYIN, ARABASINDA GEZDİRİN

Gaz sancısı dönemi özellikle yeni ebeveynler için bazen yıpratıcı olabilir. Anne dinlenemez ve beslenme düzenini aksatırsa süt yapımı gerçekten biraz azalabilir, meme problemleri tekrarlayabilir, mastit (meme iltihabı) gelişebilir. Bebeğinizi düzenli olarak sağlam çocuk takiplerinize götürmeniz ve doktorunuz ile iletişim halinde olmanız bu dönemi biraz daha rahat atlatmanızı sağlayacaktır. Bu durumun 2 ay sonra geçeceğini düşünün. Bebeğinizin her döneminde birtakım sorunlar yaşayacaksınız. Emin olun gaz sancısı bunların en hafiflerinden biri. En azından bebeğinizi kucağınıza alıp pışpışlayınca, emzirince veya arabayla gezdirince biraz rahatlıyor. En önemlisi de birkaç ayda geçeceğini biliyorsunuz. O zaman niye kendinize eziyet ediyorsunuz. Önce bebeğinizi düzenli bir şekilde yatağına yatırın. Açın güzel bir müzik (tercihen klasik müzik) ve keyif alacağınız bir işle uğraşın veya ev işleriyle ilgilenin. Benim size önerim evi süpürmenizdir. Elektrik süpürgesi, saç kurutma makinesi gibi mekanik sesler bebeğinizin rahatlamasını sağlayacaktır. Siz de bu süre içinde biraz ağlama sesinden uzaklaşacaksınız, hem de ev işi görülmüş olacaktır. 15-20 dakika kadar elektrik süpürgesi ile evi süpürdükten sonra bebeğinizi kontrol ettiğinizde büyük ihtimalle uyumuş olacağını göreceksiniz. Eğer hala sakinleşmemişse araba ile gezmenin sırası gelmiş demektir! Bazı bebekler birtakım ilaçlarda fayda görebilir. Bu durumu doktorunuza danışmanızda fayda vardır.Yine de her şeyi gaz sancısına bağlayıp geçmeyin. Bu dönemde görülebilen başka sorunlar da gaz sancısına eşlik edebilir. Düzenli doktor takiplerinizi ihmal etmeyin ve doktorunuzla iletişiminiz iyi olsun. Unutmayın ki her çocuk farklıdır ve bazı sorunlar bazı çocuklarda farklı şekillerde seyredebilir. Anne-baba olmak çok zor, ancak çok da keyifli. Merak etmeyin gaz sancısı sandığınızdan çok daha çabuk geçecek ve 2 ay sonra çocuğunuz size gülücükler saçmaya, agulamaya başlayınca her şeyi unutuvereceksiniz. Unutmayın ki her bebek-çocuk ayrı bir bireydir. O yüzden burada yazılanların birçoğu sizin bebeğinizde farklı bir şekilde seyredebilir. Bu nedenle önemli olan sizin gözleminiz ve takip eden doktorunuzun dedikleridir. 

 

Neden Ergonomik Kanguru Kullanmalıyım?

Hamileliğin başından itibaren anne adayları annelerden, çevrelerinden ve internetten ihtiyaç listelerini oluşturmak için yardım alırlar. Tecrübeli anneler (hele ki birden çok bebeği olanlar) hiç düşünmeden kanguru ve slingi bu listenin başına oturtur. Çünkü kanguru annenin eli, kolu, ayağı, her şeyi olur.

Kanguru evin joker elemanıdır.

Bebeğiniz çok ağlıyor, evde bakacak kimse yok ancak akşama da yemek mi yapmanız gerekiyor? Kanguruyu takar, bebeğiniz sizin kokunuzla sakinleşirken yemeklerinizi yaparsınız.

Evinizde asansör yok, kocaman bebek arabasını sokağa indiremiyorsunuz fakat markete de gitmeniz mi gerekiyor? Bebeğinizi kanguruya takar, rahat rahat “hands-free” alışverişinizi yaparsınız.

Eşiniz bebeğinizle şöyle bir yarım saat mi geçirmek istiyor. Bebeğinizin (ve tabi eşinizin) en sakin haliyle eve geri dönmesini istiyorsanız eşiniz takar kanguruyu, mutlu ve huzurlu bir yarım saat geçirirler. Siz de belki bir nefes alırsınız? 🙂

Bu örnekler çokça çoğaltılabilir. Fakat burada annelerin kafasını en çok karıştıran şey, piyasada çok ucuza kangurular bulunurken, neden “Ergonomik Kanguru” adı altında, daha pahalı kanguruların olduğu, daha da önemlisi bu “Ergonomik Kanguru”ya neden bu kadar para verilmesi gerektiğidir.

En önemli fark, aşağıdaki resimde görülmektedir:

  • Soldaki, ergonomik olmayan bir kanguruda bebeğin oturuş pozisyonunu göstermektedir. Bebeklere dikkat ederseniz, özellikle ilk 2 yıl doğal yatış ve duruş pozisyonları sağdaki resimdeki gibidir. Bacaklar soldaki gibi aşağıya sarktığında bebeklerde kalça çıkığına sebep olmaktadır.

(Kalça çıkığı tedavisi görmüş bebeklerin anneleri çok iyi bilir ki, tedavide bebekler sağdaki pozisyona gelecek şekilde bir alçıya alınır. Yani ergonomik kangurular, bazı annelerin korktuğu gibi bebeğin kalçasına zarar vermez, hatta bir sorun varsa tedavi eder.)

  • Yine ergonomik olmayan bir kanguruda erkek bebeklerin yumurtalıklarına aşırı yük binmektedir. Ergonomik kangurularda ise bebek poposu üzerinde oturmaktadır, yumurtalıklara yük binmez. İpekbaby kanguru modelleri bu ihtiyacınıza tam olarak karşılık vermektedir.
  • Ergonomik olmayan kangurular bebeğin omurgasını dimdik tutmaktadır. Oysa ki bebeklerin omurgası natürel bir C formundadır. C şeklinde değil de dimdik taşınırlarsa bebeklerde ileride omurga sorunları, sırt ve bel ağrıları meydana gelebilir. İlk 3-4 ay sling önerilmesinin nedeni, bu C formunun en güzel sling sayesinde korunmasıdır. 4 aydan sonra büyüyen bebeğinizi Ergonomik kanguruda taşırsanız bebeğinizin sırtını en uygun şekilde korumuş olursunuz. Aşağıdaki resimde slingin sırtı nasıl C formunda tuttuğunu görebilirsiniz.

  • Ergonomik olmayan kangurular annenin omuzlarına ve beline aşırı yük bindirir. Anneler genellikle ağrıdan bebeği taşıyamadıklarını, kangurularının sırt, bel ve omuzlarında kalıcı ağrılara sebep olduğunu söyler. Oysa ki Ergonomik kanguruların yumuşak dolgulu omuz ve sırt kemerleri, bebeğin yükünü eşit şekilde dağıtır. Ergonomik kanguru alırsanız bebeğiniz 21 kg oluncaya kadar taşıyabilirsiniz!

Tüm bunları bir arada düşündüğünüzde, ergonomik olmayan bir kanguru alarak hem bebeğinizin sağlığını hem kendi sağlığınızı tehlikeye atmış olursunuz. Ayrıca oluşabilecek hasarların tedavileri, ergonomik kanguruya vereceğiniz bedelin kat be kat üzerindedir.

Hep söylediğimiz gibi, ergonomik kanguru bedelini fazlasıyla çıkartan, çok doğru bir yatırımdır. Yeni anne adaylarının ihtiyaç listesinin başında yer almalıdır. Dilerseniz siz de ipekbaby gibi dünyaca ünlü markaların yer aldığı kanguru sayfamızı inceleyebilir, sormak istediğiniz bir şey olursa deneyimli müşteri temsilcilerimizle görüşebilirsiniz.